|
|
| Olağan Üstü |
|
Enson - 05.03.2010
|
|
| Tozunu almak... |
|
Enson - 21.02.2010
|
Üzülme der Mevlana ve devam eder; bir yandan korku bir yandan ümidin varsa iki kanatlı olursun, tek kanatla uçulmaz zaten.
Sopayla kilime vuranın gayesi kilimi dövmek değil, kilimin tozunu almaktır.
Allah sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin? Taş taşlıktan geçmedikçe parmaklara yüzük olamaz.
Yüzük olmayı dileyen taş, ezilmeyi yontulmayı göze almalıdır
Sen sanır mısın ki dert kötüdür. Hayır !
Dert devaya bir davetiyedir. Dert ve düşkünlük yer alçağına benzer, deva ise suya.
O yüzden nerede dert varsa deva oraya koşar. Neresi alçaksa su oraya akar.
O halde derdini sev,ilahi rahmeti celbeden kırıklığını nimet bil..
Başına gelen eziyetler artıyor değil mi? Buğdayı başak olsun diye toprağa attılar. Değirmende un olsun diye ezdiler. Ekmek oldu. Dişleri ile ezdiler.
Ezil ki; can olasın. Can veresin..
Hz Mevlana K.S.
|
|
| İSMAİL DEDE’NİN KÂİNATI |
|
Enson - 21.02.2010
|

“Kamışın nay olabilmesi için içinin boşaltılması, hayatı terk ederek renginin sararması ve bağrının dağlanması icap eder; ancak bu sayede nayzenin elinde ses verir, onun nefesi ile dirilir. Kamış da nay de birer varlıktır, kamış mahiyet değiştirerek naye inkılâb etmiştir, nay de bir varlık olarak hayatında devam etmeye ve hizmet ve itaatini sürdürmeye mecburdur.
İnsan için de aynen böyle olmak lazım gelir, sine vecd ile göz göz olur, muhabbet ve firkat ile dağlanır, yâd-ı cemal ile dilhûn olunur fakat hizmet ve itaat devam eder.
Hayat dediğimiz macera bir büyük ayrılık ve hasret sonucu dağlanmış gönüllerin terennümleri ile renklenir ve yaşanır hale gelir.
Böyle büyük gönüllere yaşama gücü ve coşkusu ile aşk esrikliği veren şey ise her dem leb-be-leb oldukları sahbâdır. Bu sahba ile onlar ezelde tattıkları hazzı hatırlar ve onu özlerler, daha doğrusu o tadı hiç unutmazlar...
Devamı için...
|
|
| Kimi Dost'a Varır... |
|
Enson - 21.02.2010
|
Kimi dosta varır dosta bend olur
Kimi nefse uyar kahrolur gider
Kimi gülistanda gonca gül olur
Kimi gonca güle hâr olur gider.
Kimi tevbe eder esfiya olur
Kimi inat eder eşkıya gider
Kimi Ahmed seni uzaktan tanır
Kimi yaklaşır da kör olur gider.
Ahmet Soyyiğit
|
|
| Yeni çare... |
|
Enson - 20.02.2010
|
|
| Cübbeli yorum... |
|
Enson - 08.02.2010
|
|
| Gurbette ölüm |
|
Enson - 12.01.2010
|
Bazen ölüm gelip gurbette yakalar. Ansızın, beklenmedik bir şekilde. Öteki âleme hazırsanız hiçbir önemi yok Azrail'in sizi nerede bulacağının.
Yavaşça, gönül rahatı içinde verirsiniz can denen emaneti. Belki bir telefon açar, "Doktorlar 'altı saatin kaldı' diyorlar. Bana hakkınızı helal edin." dersiniz. Bazen ona da gerek kalmaz. Nasıl olsa gözlerinizi yumduğunuzda yeniden doğacağınıza, rahmet-i Rahman'ın sizi sımsıcak saracağına inanırsınız. Çünkü ölüm, bir son değil, bir başlangıçtır. Yokluk değil, varlıktır. Bitiş değil diriliştir...
Bazen de ölüm haberi sizi kıskıvrak eder. Bu, daha büyük bir çaresizliktir. Ani bir göç haberiyle sarsılırsınız. Daha düne kadar yanınızda hissettiğiniz bir dost, birden uçup gitmiştir. Haber vermeden, elveda demeden, 'Hakkınızı helal edin' deme fırsatını vermeden. Beklenmedik haber bazen sizi bir otel odasında yakalar, bazen bir dost meclisinde, bazen gurbetin tam kalbinde. İçinizde derin bir boşluk açar her vefat haberi. Kalbiniz burkulur, yüreğiniz sızlar, çaresizlik ve tevekkül içinde çırpınır durursunuz...
|
|
| Kozmik Oda |
|
Enson - 03.01.2010
|
|
| Harcadığımız yılların bir muhasebesini yapsak mı? |
|
Enson - 30.12.2009
|

Hicri yılımızın başında ve miladi yılımızın da sonundayız. Yani harcadığımız yılların tam bir muhasebesini yapma günlerindeyiz.
Tükettiğimiz yıllardan bize ne kaldı, bu gidişle tüketeceğimiz yıllardan ne kalacak? Dini hayatımızda bir gelişme ve ilerleme söz konusu mu? Hesabını verebileceğimiz bir hayat yaşıyor, her yıl manen daha da yükseliyor muyuz bunu bir düşünsek,
İmam-ı Şibli Hazretleri'nin Bağdat'taki meşhur vaazlarına biz de kulak versek mi?
Hatırlanacağı üzere, şarkın o günkü mürşidi (334) Bağdat'taki vaazlarına hep aynı cümle ile başlardı:
- Ey Müslümanlar! Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin!
Şibli'nin ısrarla ifade ettiği "hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba" ikazını düşünen bir talebesi sorar: ...
|
|
| Hadisler ışığında çocuk terbiyesi |
|
Enson - 25.12.2009
|
Yüce Allah insanı tertemiz ve berrak, işlenmeye hazır kıymetli bir mücevher suretinde yaratmıştır.
Bu, onun hayra da şerre de istidadının bulunduğunu ve yaratılıştan kazanılmış olan kalb, akıl, ruh ve vicdan gibi latîf cevherlerinin, hangi inanç ve kültür havzasında yoğrulursa o yöne doğru meyledeceğini göstermektedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de zikredilen “Allah sizi hiçbir şey bilmediğiniz hâlde annelerinizin karnından çıkardı ve size işitme(niz için kulaklar), (görmeniz için) gözler ve (anlayıp idrak etmeniz için de) gönüller verdi ki (bundan dolayı O'na) şükredesiniz” (Nahl, 16/78) âyeti de, insana doğuştan İlâhî bir lütuf olarak kazandırılan cevherlerin varlığına dikkat çekmektedir.
Dolayısıyla insan, hayatını idame ettirmek için herhangi bir terbiyeye ihtiyaç hissetmeden tabiî insiyakıyla yaşantısını sürdüren hayvandan farklı olarak, potansiyel hâldeki donanımını bir eğitim sürecinden geçirerek geliştirmek ve belli bir düzeye getirmek mecburiyetindedir.
Yüce Allah, Kur'ân'da “Ey iman edenler, kendinizi ve aile halkınızı yakıtı taş ve insanlar olan ateşten koruyun!” (Tahrîm, 66/6) buyururken, çocukları dünyevî ve uhrevî hayata hazırlamanın önemli bir mesuliyet olduğuna işaret etmiştir. Keza Allah Resûlü de, “Bir baba evlâdına güzel edep ve ahlâktan daha üstün bir miras bırakmış olmaz.” (Tirmizi, Birr 33) ve “Çocuklarınıza ikram edin ve onları güzelce terbiye edin.” (İbn Mâce, Edeb 3) buyurarak bu vazifenin asla ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulamıştır...
|
|
| Kalkan eller... |
|
Enson - 12.12.2009
|
|
|
|
"Beynimiz vücudumuzun toplam ağırlığının yalnızca %2'sini oluşturmasına karşın, vücudumuzdaki oksijenin %25'ini harcar."
|
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
Henüz Mesaj Gönderilmemiş.
|
|